Yüzme, bisiklet ve koşudan oluşan bir yarış türü. Buradaki olay, hiç dinlenmeden arka arkaya bu 3 sporu tamamlamaktadır.
İzmirli olunca şehrin değerini bi kaç yıl başka ilde yaşayınca anlıyorsun.
hele iki haftadan uzun sürecekse ve bu sürede telefonun çekmeyecekse tadından yenmeyen bir mutluluktur.
Shorts akışları Instagram reelsden daha iyi olan video paylaşım platformu.
aklımda üniversite için harika bir şehir olarak kalmış.
cegıd'ı da unutmam tabii
cegıd'ı da unutmam tabii
Keyifli bir şehir. İngiltere'nin büyük deprem sonrası hediye ettiği çift katlı otobüsler hala faal. Matka kanyonuna yakın. İnsandan çok heykel göreceğiniz vizesiz bir Balkan şehri.
yedek telefon şarj kablosu !
birde o attıkları pis gülüş yok mu.. ne desem boş.
ingiltere'nin tarihi dokusunu ve doğasını en çok korumuş bölgelerinden biridir. küçük küçük birbirine yakın kasabalardan oluşur. Kır yaşamını doyasıya tadabileceğiniz bir bölgedir. geniş evler, yeşil araziler, yaban hayvanları... sizi yüzyıllar öncesine götürür nitekim evler ve diğer yapılarda o dönemlerden kalmadır, içlerinde hala yaşam devam etmektedir. bölgeler arası gezerken özellikle köy yollarını tercih ederseniz beklenmedik yerlerde beklenmedik şahane manzaralarla, mekanlarla karşılaşabilirsiniz. İngiltere'nin en zengin insanlarının yaşadığı bölgedir. bunun olumlu etkilerini her adımda farketmeniz mümkündür(bkz: refah). londra'dan otobüsle 2.5 saat sürmektedir. En ünlü yerlerinden Cheltenham'da yılda bir kez dünyaca ünlü horse racing (at yarışı) festivali yapılmaktadır. stratford upon avon bölgesinde shakespeare'in doğduğu ev ve çeşitli müzeler, shakespeare'nin tiyatro sahneleri mevcuttur. Bourtoun on the water'da araba müzesi vardır. burda bir nehir akar ve yaz aylarında bu nehir içinde futbol turnuvaları düzenlenir (ayrıca arka sokaklarında el yapımı taştan melek figürlerinin ve parfümlerin satıldığı ufak bir dükkan keşfetmiştim. melekleri sevdiklerinize hediye ediyorsunuz. her meleğin farklı bir anlamı var her daim yanlarında taşıyabilecekleri manevi bir hediye. sırf onlardan bir daha almak için yine gideceğim :) ).
başlıca görmeniz gereken bölgeleri;
Bourton on the water
Stow on the wold
stratford upon avon
bibury
burford
cheltenham
bath
broadway
cirencester
NOT: her bölgenin bir town centerı var merak etmeyiniz. büyük şehirlerde bulunan tüm alışveriş olanaklarına ulaşabilirsiniz.


başlıca görmeniz gereken bölgeleri;
Bourton on the water
Stow on the wold
stratford upon avon
bibury
burford
cheltenham
bath
broadway
cirencester
NOT: her bölgenin bir town centerı var merak etmeyiniz. büyük şehirlerde bulunan tüm alışveriş olanaklarına ulaşabilirsiniz.


festivalimsi, organizasyonumsu.
eleştirilecek milyon tane şey var, övülecek pek bir şey yok. bana yaşattığı tek güzellik denizde yüzerken konser izleme keyfiydi, onun dışında adam soymaya gelmiş üç beş soytarının 4-5 milyon kaldırmak amaçlı, gezgin kültürü veya "hippi" ruhuyla da uzaktan yakından alakası olmayan bir tarzla ortaya konmuş vahim etkinlikti.
içeriye insanlar 7 saatte girdi, kapıda mal gibi beklettiler milleti saat 2'de başlıyor demelerine rağmen, insanlar demir bariyerleri yıkıp girdi içeri. sıcakta leş ortamda, mal oldu millet. aç abi kapıyı gelen girsin, ne diye kapdıa sıraya sokuyorsun milleti 50 tane de güvenlik noktası koymuşlar. 20 kişi geçiyor, kalanlar bekletiliyor falan kademe kademe, moronluğa bak. orada insanları bekletmek için koyduğun güvenlikleri yatay şekilde diz, insanların üstünü arasınlar gelen girsin: nerde o pratik çözüm... millet birikti birikti birikti 4 tane xrayden geçti, cidden komik 7 saat sürdü girmeleri içeri. biz akşam 10 da gittik, 12 de girebildik. beceremiyorsan yapma, insanlar tonla para ve zamanını veriyor orada eğlenmek için, neden çileye dönüştürüyorsunuz?
böyle ufacık 10 bin nüfuslu bi yerde 30-40 bin insan ile bir şeyler yapıyorsun, milyonlarca lira para kaldırıyorsun (ki temel sorun da bu kâr hırsın) ama 5 tane pislik içinde tuvaletin, 3 tane duş alacak yerin var, o da zaten belediyenin kendi duşu, sahilde var olan duş yeri. tonla insanı topla ama altyapı yok, yine belediyenin musluğunda gidip çeşmede şişeye su doldurup kafamıza döktük bu reziller yüzünden.
konserler ceza dışında leşti, çoğu iyi sanatçıyı güneşin altında 100 kişinin karşısına çıkarmak da o sanatçılara hakaretti. ses sistemi kötüydü, ucuzundan getirmişler ellam. akşam disko gibi olan mekan olmasa eğlenemeyecektik bile, dj sağolsun. orda da izmirin apaçileri her gelen dişi kökenli bireyi 10 kişi araya alıp taciz etmese, kızlar da eğlenebilecekti sanırsam.
fiyatlar elbette uçuktu, suyu adam 1 tl diye pankart yapmış getirmiş, içerde herkes 2'ye satıyor diye 1 yazan yere a4 kağıda elle 2 yazıp, 2 tlye çevirmişti. böyle soygun yok, ölmezsin birader 10 kuruşa aldığın suyu %2000 yerine 1000 kârla satsan.
10 bin nüfuslu yere 30 bin insan gelmiş fazladan ama sen baz olayını çözememişsin, turkcell bile alanda çekmiyordu konserler esnasında, internete girilemiyordu, alandan uzaklaşmadıkça; festival boyunca. rezalet bi durumdu.
yine telefon şarj edecek hiçbir yer yok, kıçıkırık bi karavan getirmişsin şarj başına 8 tl istiyor, %20 şarj etmiş diye yakınanlar vardı. ve o %20 için bile 1 saat sıra bekliyor insanlar güneşin altında:; duş sırası bekledikleri gibi. neyse ki powerbankım vardı ve 3 kişiye de şarj hususunda yardım ettim. parayla rezil oluyor çocuklar, garip. kıçıkırık kamp alanlarında, allahın dağında bile adamlar ormana prizler döşüyor, hiç yoktan elektrik imkanı sunuyor ama burda parayla ve yetersiz.
rant, kar, açgözlülük, umursamazlık, çözümsüzlük... umarım bitersiniz, gerçek festival ruhu, gençlik ruhu ile yapılan etkinlikler çoğalır. para için liselileri doldurun alana, herkes 16-17 yaşında çocuk ellerinde bira, bazılarında esrar; ailelerin haberi olmadan gelenler, milletten rica edip bira aldıranlar, kıç baş dağıtanlar....
son olarak da içerdeki fahiş fiyatlardan kaçıp gittiğimiz tekel ve dükkanlarda bile fiyatların normal fiyatlardan fazla oluşunu aktarayım. 3,5 tl lik cips 5 tl, 11 liralık bira 13 tl ye satılıyordu tekelde. bu kadar namussuz olunamaz yahu, egenin yine de normal kalmış, insan kalmış esnafları vardı, aç karnımızı doyurduk efem. zaten pazar da yeterince yılmış şekilde alandan herkes çıkıyordu, biz de çıktık.
eleştirilecek milyon tane şey var, övülecek pek bir şey yok. bana yaşattığı tek güzellik denizde yüzerken konser izleme keyfiydi, onun dışında adam soymaya gelmiş üç beş soytarının 4-5 milyon kaldırmak amaçlı, gezgin kültürü veya "hippi" ruhuyla da uzaktan yakından alakası olmayan bir tarzla ortaya konmuş vahim etkinlikti.
içeriye insanlar 7 saatte girdi, kapıda mal gibi beklettiler milleti saat 2'de başlıyor demelerine rağmen, insanlar demir bariyerleri yıkıp girdi içeri. sıcakta leş ortamda, mal oldu millet. aç abi kapıyı gelen girsin, ne diye kapdıa sıraya sokuyorsun milleti 50 tane de güvenlik noktası koymuşlar. 20 kişi geçiyor, kalanlar bekletiliyor falan kademe kademe, moronluğa bak. orada insanları bekletmek için koyduğun güvenlikleri yatay şekilde diz, insanların üstünü arasınlar gelen girsin: nerde o pratik çözüm... millet birikti birikti birikti 4 tane xrayden geçti, cidden komik 7 saat sürdü girmeleri içeri. biz akşam 10 da gittik, 12 de girebildik. beceremiyorsan yapma, insanlar tonla para ve zamanını veriyor orada eğlenmek için, neden çileye dönüştürüyorsunuz?
böyle ufacık 10 bin nüfuslu bi yerde 30-40 bin insan ile bir şeyler yapıyorsun, milyonlarca lira para kaldırıyorsun (ki temel sorun da bu kâr hırsın) ama 5 tane pislik içinde tuvaletin, 3 tane duş alacak yerin var, o da zaten belediyenin kendi duşu, sahilde var olan duş yeri. tonla insanı topla ama altyapı yok, yine belediyenin musluğunda gidip çeşmede şişeye su doldurup kafamıza döktük bu reziller yüzünden.
konserler ceza dışında leşti, çoğu iyi sanatçıyı güneşin altında 100 kişinin karşısına çıkarmak da o sanatçılara hakaretti. ses sistemi kötüydü, ucuzundan getirmişler ellam. akşam disko gibi olan mekan olmasa eğlenemeyecektik bile, dj sağolsun. orda da izmirin apaçileri her gelen dişi kökenli bireyi 10 kişi araya alıp taciz etmese, kızlar da eğlenebilecekti sanırsam.
fiyatlar elbette uçuktu, suyu adam 1 tl diye pankart yapmış getirmiş, içerde herkes 2'ye satıyor diye 1 yazan yere a4 kağıda elle 2 yazıp, 2 tlye çevirmişti. böyle soygun yok, ölmezsin birader 10 kuruşa aldığın suyu %2000 yerine 1000 kârla satsan.
10 bin nüfuslu yere 30 bin insan gelmiş fazladan ama sen baz olayını çözememişsin, turkcell bile alanda çekmiyordu konserler esnasında, internete girilemiyordu, alandan uzaklaşmadıkça; festival boyunca. rezalet bi durumdu.
yine telefon şarj edecek hiçbir yer yok, kıçıkırık bi karavan getirmişsin şarj başına 8 tl istiyor, %20 şarj etmiş diye yakınanlar vardı. ve o %20 için bile 1 saat sıra bekliyor insanlar güneşin altında:; duş sırası bekledikleri gibi. neyse ki powerbankım vardı ve 3 kişiye de şarj hususunda yardım ettim. parayla rezil oluyor çocuklar, garip. kıçıkırık kamp alanlarında, allahın dağında bile adamlar ormana prizler döşüyor, hiç yoktan elektrik imkanı sunuyor ama burda parayla ve yetersiz.
rant, kar, açgözlülük, umursamazlık, çözümsüzlük... umarım bitersiniz, gerçek festival ruhu, gençlik ruhu ile yapılan etkinlikler çoğalır. para için liselileri doldurun alana, herkes 16-17 yaşında çocuk ellerinde bira, bazılarında esrar; ailelerin haberi olmadan gelenler, milletten rica edip bira aldıranlar, kıç baş dağıtanlar....
son olarak da içerdeki fahiş fiyatlardan kaçıp gittiğimiz tekel ve dükkanlarda bile fiyatların normal fiyatlardan fazla oluşunu aktarayım. 3,5 tl lik cips 5 tl, 11 liralık bira 13 tl ye satılıyordu tekelde. bu kadar namussuz olunamaz yahu, egenin yine de normal kalmış, insan kalmış esnafları vardı, aç karnımızı doyurduk efem. zaten pazar da yeterince yılmış şekilde alandan herkes çıkıyordu, biz de çıktık.
yaptıgı islerden ziyade kendisini bir programda izleyip eski eşiyle ilgili sorulan sorulara verdiği cevaplarla gönlümü kazandı. 'benim babalığımdan iyi anneliği vardır' diyerek yüceltti ve böylece iyi bir insan, baba ve iyi bir eski eş (evet bence bu da literatüre girmeli) olduğunu da kanıtladı tarafıma (haberi olmasa da :D) cok tatlı adam işte
nick olarak düşündüğüm, vazgeçilmezim olan eşya. iş yerine bile onunla gidiyorum. malum istanbul trafiği çok kötü. hemen yaz gelse de güneye insem.
o zaman kelime şakaları başlasın;
(bkz: insanlar çok da sikkimde)
(bkz: insanlar çok da sikkimde)
roma,floransa,venedik vs. gibi turizme ruhunu satmamış italyan şehri. sahil tarafı biraz bizim sarayburnu'na benzer. sokaklarda votif sunaklar var, bunlar halk için önemli işler yapmış kişiler, o mahallenin sakini olup ölenler vs. için yapılan küçük anıtlar, şapeller.
1 gün pompei'ye ayırılmalı. yazın gidecekseniz krem, şapka, su güneşten korunmaya dikkat edin aman yanarsınız. napoli gar'dan; sorrento hattına binip Pompei Scavi Villa Dei Misteri durağında indiğinizde girişe yürümek için 2 dakikanız olur.
atlanmaması gerek restoranlar;
l'antica pizzeria da michele - dünyanın en ünlü pizza restoranı. julia roberts'da burada yedi (bkz: eat pray love)
gino e toto sorbillo - bu pizza için 2 saat sıra beklemeye değer
50 kalò - sahile yakın pizzası efsaneler efsanesi
sfogliatelle attanasio - garın hemen yanında. çevresi biraz sıkıntılı ama bu tatlılar için risk alınır.
aperol spritz burada roma'dan %30-40 daha ucuz.
turistik atraksiyonlar arıyorsanız burası size göre olmayabilir fakat daha sokak gezeyim, ucuzdan yiyip içeyim, biraz eminönü, biraz tarlabaşı, biraz italya karıştırayım derseniz tam sizlik bi şehir.
1 gün pompei'ye ayırılmalı. yazın gidecekseniz krem, şapka, su güneşten korunmaya dikkat edin aman yanarsınız. napoli gar'dan; sorrento hattına binip Pompei Scavi Villa Dei Misteri durağında indiğinizde girişe yürümek için 2 dakikanız olur.
atlanmaması gerek restoranlar;
l'antica pizzeria da michele - dünyanın en ünlü pizza restoranı. julia roberts'da burada yedi (bkz: eat pray love)
gino e toto sorbillo - bu pizza için 2 saat sıra beklemeye değer
50 kalò - sahile yakın pizzası efsaneler efsanesi
sfogliatelle attanasio - garın hemen yanında. çevresi biraz sıkıntılı ama bu tatlılar için risk alınır.
aperol spritz burada roma'dan %30-40 daha ucuz.
turistik atraksiyonlar arıyorsanız burası size göre olmayabilir fakat daha sokak gezeyim, ucuzdan yiyip içeyim, biraz eminönü, biraz tarlabaşı, biraz italya karıştırayım derseniz tam sizlik bi şehir.
Bence dünyanın en güzel şeyidir tek gezmek, tek yolculuk yapmak, yalnız olabilmeyi başarmak ve özünün derinlerine inip, kendini bir dinleyebilmek. Aslında isteğim nedir, dünyada varsam ve bu yalnızca iki insanın kararı sonucu olduysa bu tesadüfü nasıl değerlendirebilirim, beni ne mutlu ediyor, diğer insanlar nasıl yaşıyorlar, dünyada neler oluyor ve ben bunun neresindeyim gibi soruları kendi yüreğinden cevaplamanın en güzel yoludur yola tek çıkmak
Sonunda prime videoya gelen DC evreninin en sevdiğim dizisi. flash legends of tomorrowgibi dizilerle birleşik hikayesi ile DC sinema evreninden farklı ilerleyen ve bence çok daha başarılı olan dizi serilerinin ilki. Bu seriler farklı bir evrende geçiyor, bu evrende geçen dizilere de arrowversedeniyor
hiç izledim mi izlemedim mi hatırlamıyorum ama dünyanın en tatlı çizimi olabilir. her kıyafetime her eşyama kondurabilirim onu sevimlilik abidesi bir karakter.. Charles m. Schulz hayal dünyana ve kalemine sağlık
az önce çizerinin hollywood bulvarında bir schulz yıldızına sahip olduğunu da öğrendim :))
az önce çizerinin hollywood bulvarında bir schulz yıldızına sahip olduğunu da öğrendim :))
jr kennedy ve carolyn'in aşk eyleyişini izlediğimiz dizi. carolyn ablanın karizmaya hasta oldum. en basic kıyafetlerden yarattığı cool haline, tavırlarına ba yıl dım...neyse efendim dizi iyi ama işte sonu aklıma geldikçe oturup dertleniyorum. ah be Amerika'nın oğlu kullanma dedik şu mereti
Bazen insan fark etmeden bazı yerlere ara verir. Sonra bir gün, eski bir şarkı gibi aklına düşer… Şifreyi hatırlamaya çalışırsın, kullanıcı adını yazarken bile hafif bir nostalji gelir. İşte bugün o günlerden biri.
Zamanında burada gece 3’te saçma ama samimi entryler girilir, kimse kimseyi tanımasa da herkes birbirinin ruh halini anlardı. Şimdi girince ortam biraz sessiz gibi ama belki de eksik olan şey yeni yazılardır.
Uzun zamandır yazmıyordum. Hayat, iş, koşturmaca derken insan düşüncelerini bir yere bırakmayı unutuyor. O yüzden buraya tekrar bir iz bırakmak istedim.
Belki kimse okumaz, belki biri denk gelir ve ben de hala buradayım der Zaten sözlüklerin olayı da biraz bu değil mi? Aynı anda yalnız olup aynı yerde buluşabilmek.
Selam olsun hala ugrayanlara
Zamanında burada gece 3’te saçma ama samimi entryler girilir, kimse kimseyi tanımasa da herkes birbirinin ruh halini anlardı. Şimdi girince ortam biraz sessiz gibi ama belki de eksik olan şey yeni yazılardır.
Uzun zamandır yazmıyordum. Hayat, iş, koşturmaca derken insan düşüncelerini bir yere bırakmayı unutuyor. O yüzden buraya tekrar bir iz bırakmak istedim.
Belki kimse okumaz, belki biri denk gelir ve ben de hala buradayım der Zaten sözlüklerin olayı da biraz bu değil mi? Aynı anda yalnız olup aynı yerde buluşabilmek.
Selam olsun hala ugrayanlara